Kadıköy Boğa Heykeli Hikayesi

Fransız heykeltıraş Isidore Jules Bonheur, yaptığı hayvan heykelleriyle ün kazanan,1800'lerin en ünlü sanatçılarındandı. Bu yetenek, dönemin diğer önemli heykeltıraşı Pierre Louis Rouillard’ın da dikkatini çekti. Rouillard, Bonheur’u kendi sanat atölyesine kabul etti. Bonheur çalışmalarının çoğunu, bu atölyede hayata geçirdi.

Sultan Abdülaziz, III. Napolyon tarafından Beynelmilel Fuarı'na özel olarak davet edilmişti. III. Napolyon'un Beynelmilel Fuarı'na özel daveti üzerine, Mısır Valisi'nin hediye ettiği 120 metrelik yatıyla Fransa'ya doğru yola çıkan Sultan Abdülaziz; askeri sefer dışında Avrupa'ya giden ilk Osmanlıpadişahı oldu ve bir törenle karşılandı.


Paris'te Rus Çarı ve Fransız İmparatoru'yla özel görüşmeler yapan Abdülaziz, fuarda Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı'nın bahçeleri için Rouillard'ın ekibine, içinde Boğa'nın da bulunduğu 24 hayvan figürü heykeli sipariş verdi. 1864 yılında, herkes onu Boğa Heykeli olarak bilse de sipariş, ''Dövüşen Boğa'' heykeli adında verilmişti. Sultan’ın sipariş ettiği heykeller, Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı’nın bahçelerine konulacaktı. Aralarında Kadıköy’ün sembolünün de bulunduğu 24 farklı hayvan heykelini yaptırıp, Osmanlı İmparatorluğu’na getirtti.


Bonheur'un boğasına benzemese de, Kadıköy'ün, Khalkedon adında bir ticaret şehri olduğu dönemdeki sikkelerde de boğa figürlerine rastlamak mümkün.

Boğa Heykeli, 1950'lilerin ortasında bir ara yeni açılan Hilton Oteli'nin Harbiye girişine konulduysa da eski mekanı olan Lütfi Kırdar'a geri getirildi ve 1970'e kadar da burada kaldı. Bir ara Taksim Gezi Parkı'na da uğradığı söylenilen heykel, 1971'de günümüzde Kadıköy Belediyesi Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi olarak hizmet veren Kadıköy Şehremaneti binasının önüne getirildi. Paris'ten İstanbul'a birkaç ayda gelen Boğa Heykeli'nin İstanbul turu, 1987 yılında Kadıköy Altıyol'da son buldu. Boğa, kısa sürede Kadıköy’ün en önemli sembollerinden birine dönüştü.


Tarih, rivayetlerle dolu bir serüven. Her hikâyede olduğu gibi Boğa Heykeli’nin tarihi yolculuğu hakkında da başka başka hikâyeler var. Bu rivayete göre:Yaklaşık 154 yaşında olan Boğa Heykeli, 1860’larda Paris’te Fransız heykeltıraş Jules Isidore Bonheur tarafından yapılmış. Fransa-Almanya sınırında bulunan Alsas-Loren bölgesi; zengin kömür rezervleri sebebiyle Sanayi Devrimi sonrasında bu iki ülke arasında sürekli savaş sebebiydi. İki devlet arasında sürekli olarak el değiştiren bölgeye, 1860’larda Fransızlar’ın Almanlar’ı yendiği savaşı simgelemek, kızgınlığı ve iriliğiyle Fransızlar’ın gücünü anlatmak için bir Boğa Heykeli yapıldı.


Fakat 1870 Sedan Muharebesi’yle, Alman General Bismarck tarafından Alsas-Loren yeniden geri alınınca, “Fransızlar’ın gücü” de böylece yeniden Almanya’ya geçti ve meşhur  Boğa Heykeli 1871’de Almanya’ya getirildi. Gel gelelim heykelin Almanya’daki yaşantısı da çok uzun sürmedi. Hem Birinci Dünya Savaşı’ndaki Osmanlı-Almanya ittifakı hem de Alman İmparatoru II. Wilhelm‘in dostluğu, heykeli İstanbul’a kadar getirmiş.


Alman Kralı II. Wilhelm’in İstanbul’u ziyareti sırasında, II. Abdülhamit’e armağan olarak verilen Boğa Heykeli; önce Beylerbeyi, daha sonra da Yıldız Sarayı’nın bahçesine konuldu. O yıllarda hayvan heykelleri bahçelerin, parkların süsü olarak kullanılıyordu.

Kaderinde gezmek olan Boğa’nın; Kadıköy’deki ilk durağı ise tarihi Şehremaneti binasının önü olmuş. (Bugünkü Kadıköy Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi). 1971 yılında ise heykel, Kadıköy Şehremaneti Binası’na getirildi. Burada yaklaşık 16 yıl kalan heykel, nihayet 1987 yılında Kadıköy’deki ikinci durağına yani bugünkü yeri Kadıköy Altıyol’a yerleştirildi. O tarihten itibaren de Altıyol’da bulunan heykel, Kadıköy’ün en önemli simgesi halini aldı. Kadıköy’den yolu geçen tüm insanların bizzat tanıdığı bu heykel, uzun yıllar boyunca da bu unvanını koruyacak gibi görünüyor.


Ayırca Kadıköy'de bir buluşma noktasıdır. Neredesin sorusuna "Boğaya gel" cevabı verilerek konum belirtilen yerdir. :)





93 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör